Share this content on Facebook!

Sponsor Links

Archive
2016 (1)
 August (1)
2013 (2)
 May (2)
2012 (6)
 December (1)
 October (1)
 June (1)
 April (1)
 March (2)
2011 (1)
 February (1)
2010 (10)
 December (1)
 October (1)
 June (1)
 March (2)
 February (2)
 January (3)
2009 (14)
 December (4)
 November (3)
 October (7)




Search

ATATÜRK KÖŞESİ

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN HAYATI, ESERLERİ DETAYLI BİLGİ İÇİN: http://www.tsk.tr/anitkabir/hayati.html

BÜLENT ECEVİT KÖŞESİ
BÜLENT ECEVİT'İN HAYAT HİKAYESİ, ESERLERİ

DUYURULAR
TÜRK TARİHİ VE ATATÜRK KONULARINDA ÇALIŞMALAR YAPAN SİNAN MEYDAN'IN SON KİTABI AKL-I KEMAL İKİ CİLT HALİNDE İNKILÂP KİTAPEVİNDEN ÇIKMIŞTIR. SİNAN MEYDAN BU KİTAPLARINDA ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ÇAĞDAŞ MEDENİYETLER SEVİYESİNE ÇIKARACAK PROJELERİNİ ANLATMAKTADIR. ÇOK YAKINDA BU İKİ CİLDİN DEVAMI OLAN ÜÇÜNCÜVE DÖRDÜNDÜ CİLTLER DE PİYASAYA SUNULACAKTIR.

SÜPER TEKLİFE ÜYE OL SEN DE KAZAN
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan! http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=30341076-5327-4f30-8c52-b3881281206e

ÖZGEÇMİŞ
Armağan Üreten, 17 Mayıs 1976'da İstanbul'da doğdu. Liseyi Fatih Ticaret Meslek Lisesi Muhasebe Bölümü'nden mezun olduktan sonra uzaktan eğitim yapan Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden 1997 yılında mezun oldu. 1999-2000 yılları arasında vatani görevini Muş ilinde tamamlayan Armağan Üreten, Yeditepe Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisansı İşletme Finansmanı Ana Bilimdalı'ndan "Restructuring of the Turkish Pharmacuetical Industry by Merger and Acquisitions" isimli teziyle mezun oldu. 2004 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olmak amacıyla başladığı SMMM Stajını başarıyla tamamlayarak 2006 sonunda SMMM ruhsatını almaya hak kazandı. 2009 yılında siyasete atılan Armağan Üreten, aynı yıl yapılan yerel seçimlerde Demokratik Sol Parti Fatih İlçe Başkanlığı tarafından Fatih Belediyesi Belediye Meclisi Üyeliğine aday gösterildi Halen DSP'de üyeliği devam etmektedir. İlk iş deneyimini ticaret lisesinde okurken muhasebe stajı yaparak yaşayan Üreten, 15 Nisan 2010 yılından itibaren Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Bütçe ve Mali İşler Departmanında görev almaktadır. Siaysetin yanında özellikle de Türk Tarihi ile yakından ilgilenmekte olan ve ayda bir kitap okumayı kendine hedef seçen Üreten, okuduğu kitaplardan derlediği konuları, siyasette edindiği tecrübeleri, katıldığı seminer, toplantı vb yerlerde aldığı bazı bilgileri paylaşabilmek için 2009 yılının Ekim ayından itibaren bu sitede yazılar yazmaya başlamıştır. Yazıları genellikle, Demokratik Sol Kültür ve Kurutuluş Savaşı ile ilgili olan Üreten'in ayrıca kamuoyunu yakından ilgilendiren bazı konularda da yazıları yayımlanmıştır. Armağan Üreten bekâr olup, İngilizce bilmektedir

31 Oct 2009

Pandemik İnflüenza / Domuz Gribi !

Doç. Dr. Önder Ergönül
Pandemik İnfluenza H1N1 / Domuz Gribi ! - 21 Ekim 2009


Geçen hafta Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği, Ankara ve İstanbul�da Pandemik İnfluenza H1N1(domuz gribi) konusunda toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda konuyla ilgili sunumlar yapıldı, toplantılara katılan meslektaşların görüşleri alındı. Doç. Dr. Önder Ergönül'ün ilettiği bilgileri özetleyerek sunuyoruz.

Salgının boyutları

Pandemik influenza H1N1 salgını bu yıl Nisan ayının sonlarında başladı ve 6 ay içinde 400.000'e yakın olgu ve 4500 ölüm saptandı. Türkiye'de saptanan olgu sayısı 480'dir. Dünya Sağlık Örgütü, bu hızlı yayılma nedeniyle, pandemi düzeyini 6'çıkardı. Kuş gribi salgınında pandemi düzeyi 4'te kalmıştı. Pandeminin 6 olması, artık her ülkede salgının başlayabileceği anlamına gelmektedir. Olguların dışarıdan geleceğini düşünmek yanıltıcı olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Pandemik İnfluenza H1N1 salgını son 50 yılın en önemli salgınıdır.

Hastalığın seyri

Salgının yaygın olması, ölün oranının yüksek olduğu anlamına gelmez. Ölüm oranı binde birin altındadır. Özellikle gebeler ve aşırı kilolu olanlarda ölüm oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Ölümler, kronik hastalığı olanlarda daha yüksektir. Belirtileri mevsimsel gribe benzer, ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrıları, başağrısı, titreme ve yorgunluk ön plandadır. Bazı kişilerde ishal ve kusma görülür. Zatürreye bağlı ciddi hastalıklar ve ölümler olabilir.

Bulaşma özellikleri

Pandemik İnfluenza H1N1 infeksiyonu, 1-3 günlük kuluçka süresinden sonra başlamakta ve hastalık 3-7 gün sürmektedir. İnsandan insana hapşırma ve öksürme ile saçılan damlacıklar yoluyla yayılır. Ayrıca el teması da önemlidir. Hasta olan kişiler belirtiler görülmeden bir gün önce ve hastalık boyunca infeksiyonu yayabilirler.

Tanı

İnfeksiyonun tanısı moleküler teknik (PZR) ile konulmaktadır. Bu test bu konuda özelleşmiş merkez laboratuvarlar tarafından yapılmaktadır. Her olguda laboratuvar tanısının konulması da gerekmez. Özellikle infeksiyonun yayılmasının önlenmesi için testlerin yapılması önemlidir. Grip tanısında kullanılan diğer hızlı testlerin H1N1 gribi için duyarlılık ve özgüllükleri düşüktür ve hastalığın tanısında yeri yoktur.

Tedavi

Tedavide klasik gripte olduğu gibi oseltamivir veya zanamivir kullanılır. Bu ilaçlar belirtiler görüldükten sonra ilk 2 günde kullanılmalıdır. Ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalı, grip için risk gruplarına tedavi uygulanmalıdır. Ayrıca belirtilere yönelik ilaçlardan da yararlanılabilir. Ağrı kesici olarak aspirin kullanılmamalı, parasetamol tercih edilmelidir. Korunma amaçlı olarak, örneğin yurt dışına giderken ilaç alınması önerilmez.

Aşı

Mevsimsel influenza aşısına ek olarak influenza H1N1 aşıları uygulanacaktır. İnfluenza H1N1 aşısı gereken riskli gruplar;

1. Altı aydan 24 yaşa kadar olanlar
2. Altı aydan küçük bebeklere bakanlar
3. Gebeler (Gebeliğin her döneminde)
4. 24-65 yaş arasında kronik hastalığı olanlar
5. Sağlık çalışanları

Aşının, yapıldığı gün ortaya çıkan hafif belirtiler (ateş, aşı yerinde şişlik ve kızarıklık, koltukaltı lenf düğümlerinin şişmesi) dışında ciddi yan etkisi yoktur. İleride ortaya çıkacak yan etkiler ise bugünden bilinmemektedir. Aşılar, eczanelerde satılmayacak, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanacaktır.

Aşı mevsimsel grip aşısının üretildiği yöntemle üretilmektedir. Uzun süredir deneyimin olduğu bir aşı olduğundan yan etkilerinin benzer olacağı düşünülmektedir. Aşıda koruyucu olarak timerosal yer almaktadır. Bazı firmalar aşının koruyucu �antikor- yanıtını artırmak üzere aşıya katkı maddesi (adjuvan) eklemektedir. Bu madde de yine uzun süredir aşı üretiminde kullanımda olan bir maddedir.

Aşı, mevsimsel grip aşısı ile birlikte ya da daha sonra uygulanabilir.

Kişisel Korunma

En etkin önlem ellerin yıkanmasıdır. Genel sağlık önlemlerine dikkat etmek gerekir, uykusuz kalınmamalı, fiziksel aktivite sağlanmalı, günlük stres kontrol edilmeli, bol sıvı ve besleyici gıdalar alınmalıdır. Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmalıdır. Cansız yüzeylerin çamaşır suyuyla silinmesi yeterlidir.

Başkalarına bulaştırmamak için ne yapmalı?

* Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun kapatılmalıdır. Kullanılan mendiller hemen çöpe atılmalıdır.
* Eller sabunlu suyla yıkanmalı, su ve sabuna ulaşılamazsa alkollü temizleyiciler kullanılmalıdır. El hijyenine uyulması en önemli kontrol önlemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
* Eller ağız ve buruna götürülmemelidir, virus bu yolla yayılabilir.
* Hastalardan uzak durulmalıdır.
* Hastalanınca vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.
* Hastalanınca okula ve işe gidilmemesi önerilir.


Bu süreçte öncelikle yapılması gerekenler;

1. Salgına yönelik çalışmalar ve hesaplamalar saydam bir şekilde sunulmalıdır. Sunulan hesapların referansları ortaya konulmalıdır.
2. Aşı hakkında detaylı ve dogru bilgilendirme yapılmalıdır.
3. Milli Eğitim Bakanlığı, okullardaki el yıkama koşullarının iyileştirilmesini hedeflemelidir.

Detaylı bilgi için: www.ptms.com.tr

 



31 Oct 2009

DOMUZ GRİBİ VE KORUNMA YOLLARI

KONUŞMACI: Doç.Dr. Vehbi ALTUNÇUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DENEY ARAŞTIRMA LABORATUARI MÜDÜRÜ)

YER: ZÜBEYDE HANIM KÜLTÜR MERKEZİ KONFERANS SALONU

TARİH. 13.05.2009

 

GRİBİN NİTELİĞİ

Ø     Dünya Sağlık Örgütü: A/H1N1

Ø     Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü: Kuzey Amerika Virüsü

Ø     Bilinen Adı. Domuz Gribi (kuş, insan, domuz gribi virüs tipi)

Ø     Dünya Sağlık Örgütü: PANDEMİ

 

BULAŞMA YOLLARI

Ø     Domuzdan ---------------------------------------------- Domuza

Ø     Domuzdan----------------------------------------------- İnsana

Ø     İnsandan------------------------------------------------- Domuza

Ø     İnsandan------------------------------------------------- İnsana

 

İNSANDAN İNSANA VİRÜS NASIL BULAŞIR?

Ø     Solunum

Ø     Öksürük

Ø     Hapşırık

Ø     Öpüşme

Ø     Tokalaşma

 

ÖZELLİKLERİ

Ø     Normal gribe göre daha etkili,

Ø     Bulaşma gücü yüksek,

Ø     Kuluçka süresi 2 ial 7 gün,

Ø     İnsanlar için henüz aşısı yok,

Ø     Domuzlar için aşı var,

Ø     Doğal bağışıklık söz konusu değil,

Ø     Normal grip daha çok küçük, yaşlı ve hastaları tutarken, bu grip 25-45 yaş aralığındaki ve sağlıklı kişileri tutuyor,

 

TEŞHİS NASIL KONUR?

Ø     Belirti bulgularının görüldüğü hastalarda kuluçka süresi 4-5 gün olanlarda solunum salgısından virüs tespiti,

Ø     Virüs kültürü PCR ve antikor titre atışı,

Ø     Kesin teşhis referans laboratuarları tarafından yapılmaktadır.

 

KORUNMA YÖNTEMİ

Ø     Bilinen grip hastalığı önlemleri,

Ø     Gripli kişinin olduğu ortamlardan uzak durulmalı,

Ø     Havalandırma yapılmalı, havalandırma olmayan mekânlara girilmemeli,

Ø     Yiyecek ve içecekler ortak kullanılmamalı,

Ø     Temizliğe ve hijyene önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalı,

Ø     Koruyucu maske takılmalı (N95).

Ø     Virüsün görüldüğü Meksika’da okul, kilise, sinema vb yerler kapatıldı, konserler iptal edildi.

Ø     Termal kameralar. Ancak DSÖ yeterli olmadığını belirtiyor.35-40 cm uzaklıktan 38,5 derecenin üzeri görüldüğü için eğer, kuluçka süresi içinde virüs taşıyan biri de ateş düşürücü ya da ağrı kesici aldıysa ateş 36 derece civarında olduğu için termal kameranın yakalama şansı olmayabilir,

Ø     Antipirik ilaç faktörü,

 

TEDAVİ

Ø     Tedavi çok zor,

Ø     İnsanlara yönelik aşı henüz geliştirlmedi.

Ø     Doğal bağışıklık sistemi yok    

Ø     Tanıdan sonra hemen hastalığı iyileştiren ve vücudu takviye eden tedaviye başlanmalı,

Ø     Oluşabilecek komplikasyonlar göz önünde bulundurulmalı,

Ø     Zatürree, beyin iltihabı tedavi sırasında oluşabilir.

 

İLAÇ UYGULMASI

Ø     Tamiflu etkisi kanıtlanmış,

Ø     Tedavi ve bulaşmayı önlemede OSELTAMIVIR ve ZANAMIVIR

Ø     ABD’de 12 milyon TAMIFLU dağıtıldı,

Ø     Roche 5 milyon stok bildirdi,

Ø     Aşı çalışması devam etmekte,

Ø     Kış mevsiminden önce yapılan mevsimlik grip aşısının A/H1N1 suşu olmasına rağmen domuz gribine neden olan A/H1N1 etkisi yok.

 

Daha detaylı bilgi için: www.grip.saglik.gov.tr

           

 

 



22 Oct 2009

 Değerli Demokratik Solcular,

Daha önce kaleme aldığım ve oldukça uzun süren "EMPERYALİST OYUN" isimli makalemi aşağıda kısaltarak sizlerle paylaşıyorum. Konuyu başka bir boyutuyla ele almayı düşündüm. O makaleden önemli olduğunu düşündüğüm nokatalar aşağıdaki gibidir.

İsteyen arakadaşlarımıza makalenin aslı gönderilebilecektir. Bunun için DSP Fatih Facebook Grubuna Mesaj göndermeniz ve e-posta adresinizi bırakmanız yeterlidir.

 

EMPERYALİST OYUN

"Son günlerde bazı siyasilerimiz bazı açılımlarda bulunarak yıllardır ülkemizi işgal eden bir soruna, terör sorununa bir isim bularak “KÜRT SORUNU”ndan bahsetmeğe başladılar. Acaba, bu bir Kürt sorunu mu, bir geri kalmışlık sorunu mu, yoksa emparyalist bir kışkırtma ya da küresel bir oyun sorunu mudur?

Türkler ve Kürtler, birlikte yaşamak zorunda kalan iki yabancı unsur değil, aynı ulusu oluşturan iki unsur haline gelmişlerdir. Cumhuriyet dönemimde yönetimin tümü, herhangi bir sınır olmaksızın, diğer tüm etnik kökenliler gibi her iki unsura da açılmıştır (Aydoğan: Türk Uygarlığı s.288-289).

Kürtler günümüzde, Türkiye, Irak, İran ve daha az olmak üzere Suriye ve eski Sovyetler Birliği topraklarında yaşayan bir halktır. Etnik kökenleri aynı olmasına karşın ekonomik ve kültürel olarak en gelişkin olanları, Cumhuriyet yönetiminin sağladığı olanaklar nedeniyle Türkiye’de yaşayanlardır. Tarihleriyle ilgili bir görüş birliği olmamakla beraber Türklerle Orta Asya’dan geldiklerini ileri süren görüşler bulunmaktadır (Aydoğan: Türk Uygarlığı s.289).

Türk-Kürt ilişkilerinin kökeni, Abbasi Devleti’nin bölgede egemen olmasına dek gider. Türkler, Doğan Avcıoğlu’na göre “Türkler gibi savaşkanlıklarıyla tanınan Kürtlerle çok önceden tanışmışlar ve İslâm ordularında görev vermişlerdir. Selçuklu hükümdarı Alparslan Malazgirt Savaşı’nda Kürtlerden önemli destek görmüştü. Yine Selçuklu hükümdarlarının hizmetinde paralı askerlik yapan bir Kürt aileden gelen Selahaddin Eyyubi’nin ordusu, Türklerden oluşuyordu. Eyyubi Devleti’nin kurucusu Eyyüp bin Şadi (Selahaddin Eyyubi’nin babası), Selçuklu hükümdarlarının hizmetinde bulunmayı gelenek haline getiren bir Kürt ailedendi ve kurduğu devletin asker ve bürokrasisinin tümü Türklerden oluşuyordu. Karakoyunlular da Kürt aşiretlerini toplumun asal unsuru saymış, devlet kadrolarını onlara açık tutmuştu. Aynı tutumu, Anadolu Selçukluları, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti de sürdürmüş; Türk-Kürt kaynaşmasını pekiştirerek bir gelenek halinde yönetim sistemimize yerleşmişti (Aydoğan: Türk Uygarlığı s.292-293

Batı Avrupa sömürgeciliğinin kabuk değiştirdiği 19.yüzyıla kadar önemli bir Kürt-devlet çatışması yaşanmadı. Sanayi devriminin yol açtığı üretim patlaması, yeni pazar gereksinimini arttırıyor, Avrupalıları yeni bir mücadeleye sokuyordu. Uzakdoğu’da sömürgesi olan İngiliz ve Fransızlar, Pazar edinme peşindeki Almanlar ve Amerikalılar, sıcak denizlere inme peşindeki Ruslar, Osmanlı topraklarıyla ilgileniyorlardı (Aydoğan: Türk Uygarlığı s.305).

Bu arada İngiliz hükümetinin bölge ile ilgili düşünceleri şöyledir:

İngiltere’nin İstanbul Büyükelçilik görevlisi Kidston 28 Kasım 1919’da “Kürtlere ne kadar güvenmesek de, onları kullanmamız çıkarlarımız gereğidir” derken İngiliz Başbakanı Lloyd George ise 19 Mayıs 1920’de San Remo’da bölgeyle ilgili şunları söylüyordu: “Türk yönetimine alışmış olan Kürtlerin tümüne yeni bir koruyucu kabul ettirmek güç olacaktır. İngiliz çıkarlarını, dağlık kesimlerinde Kürtlerin yaşadığı Musul ve içinde bulunduğu Güney Kürdistan ilgilendirmektedir. Musul bölgesinin, öteki bölümlerinden ayrılarak yeni bağımsız Kürdistan Devleti’ne bağlanabileceği düşünülmektedir. Ancak bu konuyu anlaşma yoluyla çözmek zor olacaktır” (Aydoğan: Atatürk ve Türk Devrimi s.118). 

Benoit Mechin, Mustafa Kemal Bir İmpartorluğun Ölümü isimli eserinde Şeyh Sait  ayaklanması ile ilgili olarak şunları yazar: “Başakaldırıan Kürtler, Irak ve ve İran'daki gruplar tarafından desteklendiler. Bu da sınırın öbür tarafının Türkiye için tehlike yaratması demekti. Her şeyden önece bu, yeni devletin üniterliğine ve yasaların ülkenin tümünde uygulanabilirliğine bir meydan okumaydı. Kemalist rejimin güçlenmesini önleyeceği düşüncesiyle, İngiltere, olayları kışkırtmak için Kürt başkaldırısını körüklüyordu. Bu cerahatlı yarayı, ayaklanmacılara yiyecek ve silah yardımı yaparak Türkiye’nin ensesinde tutuyordu”(Benoist-Méchin: Mustafa Kemal s.268).

Bin yıllık Türk-Kürt ilişkilerini bozmak için yapılanları yukarıda gördük. 21.yüzyılda da bu tip hareketler devam etmektedir. İngiltere’nin yerini Amerika Birleşik Devletleri almıştır. Büyük Ortadoğu Projesi ile petrol ve su kaynaklarını ele geçirmeyi arzulamaktadır. Ancak, bizler ne yazık ki, oynanan oyunları görememekteyiz. Sorunu dar bir çerçeveye sıkıştırmaktayız. Halbuki bizim gördüğümüz buz dağının sadece suyun üzerinde kalan bölümüdür. Devamı ise daha derinlerdedir.

Eğer, olayı salt geri kalmışlık olarak görürsek; dile getireceğimiz çözüm önerileri sınırlı olacaktır.

Eğer olayı sadece Kürt sorunu diye irdelersek bu sefer de bir kimlik çatışması olarak niteleyip ayrımcılığa düşeriz ki bu da olumsuz sonuçlara yol açabilir.

Soruna salt terör sorunu diye bakarsak o zaman da bugün terörü bitirmek üzere yaptığımız tüm çabaların boşa gittiğini görürüz ki bu da halkımızda bir güvensizlik yaratabilir.

O zaman geriye bir tek şey kalıyor. Buz dağının köküne inerek dağı yok etmeye çalışmak. Peki bu nasıl yapılacaktır?

1.Her şeyden önce sorunun emperyalist bir kışkırtma ve küresel bir oyun olduğunu kavramak gereklidir.

2.Bu küresel oyuna karşı alınabilecek önlemler ortaya konularak acil Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyacak planlar hazırlanmalıdır (ekonomik, siyasi, kültürel, askeri ve sosyal güvenlik alanlarında).

3.Halkımız hiçbir ayırımcılığa geçit vermeyecek şekilde kenetlenmeye çağrılmalıdır.

4.Halkın aydınlatılması için her türlü tedbir alınmalı, milli bir şuur ve milli bilinç yaratılmalıdır.

5.Bunun için tarihimizde önemli yer tutan Malazgirt, Çanakkale, Dumlupınar vb yerler ziyaret edilmeli, Türk tarihi detaylı bir şekilde 7’den 70’e herkese anlatılmalıdır.

6.Emperyalist güçlerin niyetleri kamuoyuna anlatılarak halk bilinçlendirilmelidir.

7.Özellikle yazılı, işitsel ve görsel basında konunun derinliğini araştıran yazılar yazılmalı, programlar yapılmalıdır.

8.Milli ve dini günlerde tüm Türk halkını birleştirecek etkinlikler yapılmalıdır.

9.Tarihimizde daha önce sosyal sorumluluk çerçevesinde yapılan koruma amaçlı yardımlar iç ve dış kamuoyuna anlatılmalıdır.

10. Devlet politikalarında Atatürkçü Düşünce Sistemine derhal geçilerek, bu düşünce yapısı tekrar uygulanmaya konmalıdır.

Son olarak Rus Generali Mayevski’nin 1915’te Doğu Anadolu ile ilgili yaptığı değerlendirmeye değinmekte yarar var. “Van ve Bitlis Vilayetleri Askeri İstatistiği” isimli raporun son bölümü konunun önemini ve anlatmak istediklerimizi özetlemektedir (Balcı a.g.e.s.137):

“Halbukî her şey Türkiye’nin göz kamaştıran mirasından hisse sahibi olmak amacına yöneliktir. Hıristiyanları korumak, insanlığı ve kanunu savunmak, bunların hepsi sıkılmamak için birer maskedir. Ermenilerin gerçekten zor duruma düşmelerine Avrupa aldırış bile etmemektedir. Ermeniler parlak konuşmalardan etkilenip bir daha ayaklansalar ve geçen olaylar kadar zarara uğrasalar o ünlü konuşmacıların meydana gelecek sonuçtan zerre kadar yüzleri kızarmaz”. 

Saygılarımla,

Armağan ÜRETEN-
DSP FATİH BEL.MEC.ÜY.KON.AD.