ÇÖPLERİNİZ CAN ALMASIN

Gelişmiş ülkelerde evsel atıkların doğru bir şekilde çöp torbalarına yerleştirilmesi ve doğru bir şekilde toplanması ile ekonomiye binlerce liralık kaynak yaratılırken, bizde ise her elimize geçen çöp parçası çevre kirliğine yol açmaktadır. Hatta, sadece çevre kirliliğine yol açmayarak bizlerin en sıkı dostları olan hayvanlarımızın da yaşamını tehdit etmektedir. Bu konuya dikkat çeken Esra KILIÇ’ın yazısı aşağıdadır:

“Kırılıveren bir bardak, parçalanmış bir ayna.. Doğruca çöp poşetine.. kenarı kesici şekilde açık bırakılmış konserve kutuları.. traş bıçakları… sivri uçlu eski eşyalar.. en fenası da yemek kokularına bulanmış mutfak çöpleri..
Kullanılmış ilaçların kalıntıları, bayanların saç boyalarından arta kalan kimyasallarla dolu poşetler.. daha sayayım mı? .. maalesef  kirli bebek bezleri ve yine kadın pedleri.. uluorta…
Onları beslemeyi kimse düşünmediği için çöplerden doyarak mutlu mutlu yaşadıkları sanılan zavallı hayvanlar bu saydıklarımın içinde kokusunu duyarak gelip aradıkları üç beş lokmanın peşindeler.. çoğunun yüzünün yaralı, ağızlarının kesik ve enfeksiyon olma sebebi budur..
Elinizi bile sürmeye çekinerek sokağın ortasına “pattt danak” atıverdiğiniz o poşetler patlıyor.. Tabi kimse gelip sizi barınağa ya da itlafa götürmeyeceği için her hafta yapıyorsunuz aynı şeyi..
Yapmayan iyi insanlara teşekkür etmeden de geçmeyelim..Cam kırıklarını gazetelerle elli kere saran, iğne uçlarını zararsız hale getiren, özel atıklarını özenle paketleyerek çöp yapabilen az sayıda da olsa medeni ve iyi insan var…
Şimdi bu yazıdan sonra bir kere daha düşünün..ÇÖPLERİNİZ CAN ALMASIN…
Tıbbi atıkları, kesici delici çöpleri daha bir özenle koyun poşetlerinize.. Sokak hayvanlarını yeterince doyurup çöplerden uzak tutabildiğimiz günler uzak değil.. Ama o vakte kadar biraz özen.. Sonra çatıdan sallayın isterseniz çöplerinizi… nasılsa temizlik, düzen, intizam gibi değerler artık çok uzak… umutsuz yazmışım değilmi.. evet öyle.. iki yıl önce yazmıştım benzeri bir yazıyı ve değişen birşey olmadığını görmek umutsuzlaştırdı biraz..
Açlıktan neredeyse sürünerek geldiği çöpteki bir lokma ete ulaşmak için kirli pedler, yüzünü kesen konserve kutuları ve onca pis atık aşarak doymaya çabalayan zavallı hayvanları bir kez olsun düşünmeli her insan….orada yemeye çalıştığı iki lokmadan sonra gecenin sessizliğinde karnına giden bir madde ya da kimyasal yüzünden gün ışıyana kadar acı çekenleri hep hatırlayın.. onlara birşey olmaz diyen cahillere anlatın.. ONLARA ÇOK ŞEY OLUR, VE OLUYOR.. “

Şimdi düşünelim:

Eloğlu çöpten milyonlarca lira kâr elde ederken biz ise çevremize zarar veriyoruz. Çöplerimizi ayrı ayrı ayrıştırarak evden çıkarmayı geçtim, bari bu şekilde gazete kâğıtlarına sararak, yaşadığımız dünyada bizden başka canlıların olduğunu da düşünerek evlerimizden çıkaralım.

Sayın Esra KILIÇ Hanımefendiye bu yazısı için tekrar teşekkür ederken Kızılderililerin bir atasözünü hatırlatarak yazıyı bağlayalım:

“Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onları çocuklarımızdan ödünç aldık.”

Armağan ÜRETEN

DSP Fatih Bel.Mec.Üy.Kon.Ad.

Unutulmamalıdır ki,

“ORJİNAL VE ÖZGÜN OLAN TAKLİTLERİNDEN ÖNDE GELİR”.

DSP NASIL DAĞILDI?
DOÇ.DR.ÖNDER ERGÖNÜL'ÜN YAZISI